GÖZDE İŞBİLİR; KIŞ GELDİ Mİ, ÇİZMELER KONUŞUR

Sanat 27.01.2026 - 11:48, Güncelleme: 27.01.2026 - 12:09 219 kez okundu.
 

GÖZDE İŞBİLİR; KIŞ GELDİ Mİ, ÇİZMELER KONUŞUR

Kış mevsimi vardır; insanı yavaşlatır, sokağa çıkmadan önce iki kez düşündürür. Bir de kış geldi mi bunu herkesten önce haber verenler vardır:
Kış Geldi mi, Çizmeler Konuşur Kış mevsimi vardır; insanı yavaşlatır, sokağa çıkmadan önce iki kez düşündürür. Bir de kış geldi mi bunu herkesten önce haber verenler vardır: çizmeler. İlk yağmurda, ilk ayazda, kaldırım kenarındaki çamurda sessizce sahneye çıkarlar. Ne mont ne atkı… Kışın gerçek başladığını bize fısıldayan şey çoğu zaman ayaklarımızdakidir. Çizmeler yalnızca bir ayakkabı değildir; bir duruş, hatta bir hayatta kalma stratejisidir. Islanan sneaker’larla geçirilen bir kış gününün insan ruhunda açtığı hasarı herkes bilir. Oysa sağlam bir çift çizme, “Ben bu mevsime hazırım” demenin en pratik yoludur. Soğukla aranıza görünmez bir sınır çizer, karla aranızda mesafeyi korur. Moda dünyası da bunu bilir. Her yıl kış koleksiyonlarının bel kemiğini çizmeler oluşturur. Diz üstü olanlar cesur bir özgüveni, bilekte bitenler şehirli bir pratikliği, kalın tabanlı olanlar ise “Ben kaymam” diyen kararlı bir karakteri temsil eder. Bir bakarsınız, aynı şehirde binlerce farklı kış yaşanıyordur; sadece çizmeler farklıdır. Ama çizmelerin asıl gücü, işlevsellik ile şıklığı aynı potada eritebilmesidir. Sabah işe yetişme telaşıyla çıkılan evden, akşam plansız bir buluşmaya uzanan günlerde bile sizi yarı yolda bırakmaz. Kotla da gider, elbiseyle de. Hem “üşümem” dersiniz hem “yakıştı” diye aynaya bir kez daha bakarsınız. Elbette her çizme masum değildir. Bazıları sadece güzel görünür ama ilk yağmurda pes eder. İşte kışın gerçek sınavı burada başlar. Kaldırımda biriken su, eriyen kar, gizli buzlanma… Tüm bunlar, çizmelerin karakterini ortaya çıkarır. O yüzden kış alışverişinde yapılan en büyük hata, çizmeyi sadece vitrinde değerlendirmektir. Kış sokakta yaşanır. Belki de bu yüzden çizmelerle aramızdaki bağ bu kadar kuvvetlidir. Onlar, kışın zorlu şartlarında bizi yarı yolda bırakmayan nadir eşlikçilerdir. Her adımda “devam edebilirsin” derler. Soğuk, karanlık ve aceleci günlerde, insanın ayaklarının sıcak olması moralden sayılır. Kısacası, kış mevsimi çizmelerle anlam kazanır. Onlar olmadan kış eksik, biraz da cesaretsizdir. Dolabın köşesinde bekleyen o çift, aslında mevsimin en sessiz kahramanıdır. Ve kış geldiğinde, ilk sözü her zaman çizmeler alır.
Kış mevsimi vardır; insanı yavaşlatır, sokağa çıkmadan önce iki kez düşündürür. Bir de kış geldi mi bunu herkesten önce haber verenler vardır:

Kış Geldi mi, Çizmeler Konuşur

Kış mevsimi vardır; insanı yavaşlatır, sokağa çıkmadan önce iki kez düşündürür. Bir de kış geldi mi bunu herkesten önce haber verenler vardır: çizmeler. İlk yağmurda, ilk ayazda, kaldırım kenarındaki çamurda sessizce sahneye çıkarlar. Ne mont ne atkı… Kışın gerçek başladığını bize fısıldayan şey çoğu zaman ayaklarımızdakidir.

Çizmeler yalnızca bir ayakkabı değildir; bir duruş, hatta bir hayatta kalma stratejisidir. Islanan sneaker’larla geçirilen bir kış gününün insan ruhunda açtığı hasarı herkes bilir. Oysa sağlam bir çift çizme, “Ben bu mevsime hazırım” demenin en pratik yoludur. Soğukla aranıza görünmez bir sınır çizer, karla aranızda mesafeyi korur.

Moda dünyası da bunu bilir. Her yıl kış koleksiyonlarının bel kemiğini çizmeler oluşturur. Diz üstü olanlar cesur bir özgüveni, bilekte bitenler şehirli bir pratikliği, kalın tabanlı olanlar ise “Ben kaymam” diyen kararlı bir karakteri temsil eder. Bir bakarsınız, aynı şehirde binlerce farklı kış yaşanıyordur; sadece çizmeler farklıdır.

Ama çizmelerin asıl gücü, işlevsellik ile şıklığı aynı potada eritebilmesidir. Sabah işe yetişme telaşıyla çıkılan evden, akşam plansız bir buluşmaya uzanan günlerde bile sizi yarı yolda bırakmaz. Kotla da gider, elbiseyle de. Hem “üşümem” dersiniz hem “yakıştı” diye aynaya bir kez daha bakarsınız.

Elbette her çizme masum değildir. Bazıları sadece güzel görünür ama ilk yağmurda pes eder. İşte kışın gerçek sınavı burada başlar. Kaldırımda biriken su, eriyen kar, gizli buzlanma… Tüm bunlar, çizmelerin karakterini ortaya çıkarır. O yüzden kış alışverişinde yapılan en büyük hata, çizmeyi sadece vitrinde değerlendirmektir. Kış sokakta yaşanır.

Belki de bu yüzden çizmelerle aramızdaki bağ bu kadar kuvvetlidir. Onlar, kışın zorlu şartlarında bizi yarı yolda bırakmayan nadir eşlikçilerdir. Her adımda “devam edebilirsin” derler. Soğuk, karanlık ve aceleci günlerde, insanın ayaklarının sıcak olması moralden sayılır.

Kısacası, kış mevsimi çizmelerle anlam kazanır. Onlar olmadan kış eksik, biraz da cesaretsizdir. Dolabın köşesinde bekleyen o çift, aslında mevsimin en sessiz kahramanıdır. Ve kış geldiğinde, ilk sözü her zaman çizmeler alır.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mansetmarmara.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.