BÖBREK KANSERİ SİNSİCE İLERLİYOR!

Sağlık 19.01.2026 - 12:10, Güncelleme: 19.01.2026 - 12:10 37 kez okundu.
 

BÖBREK KANSERİ SİNSİCE İLERLİYOR!

Böbrek hücrelerinden kaynaklanan ve kontrolsüz şekilde büyüyen böbrek kanseri çoğu zaman belirti vermeden ilerlemesi nedeniyle “sinsi” hastalıklar arasında yer alıyor.
Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, 2022 yılında dünya genelinde yaklaşık 434 bin yeni böbrek kanseri vakası tespit edilirken, 156 bini aşkın kişi bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdi. Türkiye’de de her yıl yaklaşık 5 bin yeni böbrek kanseri teşhis edildiği belirtiliyor. İstatistiklere göre, bu sayı günümüzde daha yüksek ve her geçen yıl artmaya devam ediyor. Mevcut artış hızının devam etmesi halinde, 2050 yılına kadar, dünya genelindeki hasta sayısının neredeyse iki katına çıkarak 800 binin üzerine ulaşması bekleniyor. Bu artışın başlıca nedenleri arasında; çağımızın önemli sorunları olan obezite, yüksek tansiyon ve sigara kullanımının yaygınlaşması yer alıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ender Özden, böbrek kanserinde erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekerek, “Erken tanı konulabilmesi için aile öyküsü olan ve diyaliz aşamasında böbrek yetmezliği bulunan hastalarda yılda bir kez tüm batın ultrasonu çekilmesinde fayda var’’ diyor.    Bu risk faktörlerine dikkat!  Böbrek kanseri genellikle ilerleyen yaşlarda daha sık görülse de, son yıllarda 50 yaş altı bireylerde de artış dikkat çekiyor. Bu artışın özellikle yaşam tarzı faktörleriyle ilişkili olabileceği vurgulanıyor. Sigara kullanımı, obezite ve yüksek tansiyon; böbrek kanseri açısından bilimsel olarak etkisi kanıtlanmış üç temel risk faktörü olarak öne çıkıyor. Yapılan çalışmalar, böbrek kanserinin erkeklerde kadınlara oranla yaklaşık iki kat daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor.    Çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor! Vücudun toksinlerden arınmasında hayati önem taşıyan böbreklerde gelişen kanser, genellikle sessiz bir seyir izliyor ve uzun süre herhangi bir belirti vermeden ilerliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ender Özden, hastalık ileri aşamaya ulaştığında ise bazı şikayetlere veya bulgulara yol açabildiğini vurgulayarak,  sözlerine şöyle devam ediyor: “En sık karşılaştığımız belirtiler idrarda kan görülmesi ve yan ağrısıdır.  Ancak, hiç görmek istemediğimiz metastaz aşamasında, yayılım gösterdiği organlara bağlı olarak farklı şikayetlere veya bulgulara neden olabilmektedir.”     Tedaviden yüksek başarı sağlanabiliyor!  Böbrek kanseri belirtisiz ilerlediği için sıklıkla farklı bir nedenle yapılan ultrason, tomografi veya MR gibi görüntüleme tetkikleri sırasında tesadüfen saptanıyor. Her kanser türünde olduğu gibi böbrek kanserinde de erken teşhis hayati önem taşıyor. Erken evrede tanı konulduğunda tedaviden oldukça yüksek bir başarı sağlandığını belirten Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ender Özden, “Teşhis sonrasında, ekip çalışmasıyla, hastalığın evresine uygun bir tedavi planı oluşturulmaktadır. Tedavide multidisipliner yaklaşım hastaların hem yaşam sürelerini uzatmakta hem de kalitesini artırmaktadır” diyor. Tedavinin temelini cerrahi yöntemin oluşturduğunu anlatan Prof. Dr. Ender Özden, uygun hastalarda sadece tümörlü dokunun çıkarılarak böbreğin korunabildiğini, ancak tümörün boyutu ve yerleşimi buna izin vermediğinde, böbreğin tamamen alınmasının gerekebildiğini ifade ediyor. 
Böbrek hücrelerinden kaynaklanan ve kontrolsüz şekilde büyüyen böbrek kanseri çoğu zaman belirti vermeden ilerlemesi nedeniyle “sinsi” hastalıklar arasında yer alıyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, 2022 yılında dünya genelinde yaklaşık 434 bin yeni böbrek kanseri vakası tespit edilirken, 156 bini aşkın kişi bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdi. Türkiye’de de her yıl yaklaşık 5 bin yeni böbrek kanseri teşhis edildiği belirtiliyor. İstatistiklere göre, bu sayı günümüzde daha yüksek ve her geçen yıl artmaya devam ediyor. Mevcut artış hızının devam etmesi halinde, 2050 yılına kadar, dünya genelindeki hasta sayısının neredeyse iki katına çıkarak 800 binin üzerine ulaşması bekleniyor. Bu artışın başlıca nedenleri arasında; çağımızın önemli sorunları olan obezite, yüksek tansiyon ve sigara kullanımının yaygınlaşması yer alıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ender Özden, böbrek kanserinde erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekerek, Erken tanı konulabilmesi için aile öyküsü olan ve diyaliz aşamasında böbrek yetmezliği bulunan hastalarda yılda bir kez tüm batın ultrasonu çekilmesinde fayda var’’ diyor. 

 

Bu risk faktörlerine dikkat! 

Böbrek kanseri genellikle ilerleyen yaşlarda daha sık görülse de, son yıllarda 50 yaş altı bireylerde de artış dikkat çekiyor. Bu artışın özellikle yaşam tarzı faktörleriyle ilişkili olabileceği vurgulanıyor. Sigara kullanımı, obezite ve yüksek tansiyon; böbrek kanseri açısından bilimsel olarak etkisi kanıtlanmış üç temel risk faktörü olarak öne çıkıyor. Yapılan çalışmalar, böbrek kanserinin erkeklerde kadınlara oranla yaklaşık iki kat daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor. 

 

Çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor!

Vücudun toksinlerden arınmasında hayati önem taşıyan böbreklerde gelişen kanser, genellikle sessiz bir seyir izliyor ve uzun süre herhangi bir belirti vermeden ilerliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ender Özden, hastalık ileri aşamaya ulaştığında ise bazı şikayetlere veya bulgulara yol açabildiğini vurgulayarak,  sözlerine şöyle devam ediyor: “En sık karşılaştığımız belirtiler idrarda kan görülmesi ve yan ağrısıdır.  Ancak, hiç görmek istemediğimiz metastaz aşamasında, yayılım gösterdiği organlara bağlı olarak farklı şikayetlere veya bulgulara neden olabilmektedir.”  

 

Tedaviden yüksek başarı sağlanabiliyor! 

Böbrek kanseri belirtisiz ilerlediği için sıklıkla farklı bir nedenle yapılan ultrason, tomografi veya MR gibi görüntüleme tetkikleri sırasında tesadüfen saptanıyor. Her kanser türünde olduğu gibi böbrek kanserinde de erken teşhis hayati önem taşıyor. Erken evrede tanı konulduğunda tedaviden oldukça yüksek bir başarı sağlandığını belirten Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ender Özden, “Teşhis sonrasında, ekip çalışmasıyla, hastalığın evresine uygun bir tedavi planı oluşturulmaktadır. Tedavide multidisipliner yaklaşım hastaların hem yaşam sürelerini uzatmakta hem de kalitesini artırmaktadır” diyor. Tedavinin temelini cerrahi yöntemin oluşturduğunu anlatan Prof. Dr. Ender Özden, uygun hastalarda sadece tümörlü dokunun çıkarılarak böbreğin korunabildiğini, ancak tümörün boyutu ve yerleşimi buna izin vermediğinde, böbreğin tamamen alınmasının gerekebildiğini ifade ediyor. 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mansetmarmara.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.